Borç, tek başına bir felaket değildir; ölçüsüz ve ölçülmemiş borç felakettir. Kişisel finansta yeni yol alanların en sık sorduğu soru olan borç nasıl ödenir sorusunun cevabı, aslında iki ayrı işin toplamıdır: mevcut yükün matematiğini doğru okumak ve yeni yük üretmeyen bir harcama düzeni kurmak. Bu ikisinden biri eksik kalırsa, ödenen her taksit boşluğa akar; kart limiti boşaldıkça yeniden dolar.
Aşağıda önce borcun yapısını sökeceğiz, ardından iki ana geri ödeme stratejisini sayısal olarak karşılaştıracağız. Amaç, size tek bir "doğru yöntem" dayatmak değil; kendi tablonuza baktığınızda hangi yöntemin daha az faiz, hangisinin daha yüksek motivasyon ürettiğini görebilmenizi sağlamak.
Borç yönetiminde ilk hata, toplam rakama odaklanmaktır. "60 bin lira borcum var" cümlesi hiçbir şey anlatmaz. Anlatan şey, bu 60 binin hangi faiz oranlarına bölündüğüdür. 60 binin 10 bini yüksek faizli kart borcuysa, o 10 bin lira diğer 50 binden daha tehlikelidir.
Elinizdeki tüm yükümlülükleri tek bir tabloya yazın. Kalan anapara, aylık faiz oranı, asgari/zorunlu ödeme ve son ödeme tarihi sütunları yeterlidir. Örnek bir envanter şöyle görünebilir:
| Borç kalemi | Kalan tutar | Aylık faiz (örnek) | Aylık asgari/taksit |
|---|---|---|---|
| Kredi kartı A | 12.000 TL | %4,0 | 2.400 TL |
| Kredi kartı B | 5.000 TL | %3,5 | 1.000 TL |
| İhtiyaç kredisi | 30.000 TL | %2,5 | 1.900 TL |
Bu tablo, bütçe oluşturma çalışmanızın doğal bir uzantısıdır: gelir–gider tablonuzda "borç servisi" satırının ne kadar yer kapladığını netleştirir. Faiz oranları bankaya, ürüne ve döneme göre değiştiği için kendi ekstrelerinizdeki güncel oranı kullanın; tahmin yürütmeyin.
Bileşik faiz, birikim tarafında lehinize çalışan bir kuvvettir; borç tarafında aynı kuvvet aleyhinize döner. Basit bir hesap: 20.000 TL kart borcunuz ve aylık %4 faiz varsa, o ay tahakkuk eden faiz yaklaşık 800 TL'dir. Ayda 1.000 TL ödediğinizde anaparadan düşen tutar yalnızca 200 TL olur. Bu tempoyla borcun eridiği değil, neredeyse yerinde saydığı bir tablo ortaya çıkar. Ödemeyi 2.000 TL'ye çıkardığınızda anapara azalışı 200 TL'den 1.200 TL'ye, yani altı katına yükselir. Ödeme tutarını iki katına çıkarmanın etkisi doğrusal değil, katlanarak artan bir etkidir; borç ödemede "biraz fazlası"nın neden bu kadar önemli olduğunu bu asimetri açıklar.
Aylık toplam borç ödemenizin net gelirinize oranı, sağlığınızın en pratik göstergesidir. Konut kredisi hariç tutulduğunda bu oranın düşük tek haneli–düşük çift haneli yüzdelerde kalması yönetilebilir bir bölgeye işaret eder; oran yükseldikçe beklenmedik bir masrafı karşılama kapasiteniz hızla daralır. Oranınız yüksekse acil fon oluşturmayı bütünüyle ertelemek yerine küçük bir tampon (bir aylık zorunlu giderler kadar) kurup kalan gücü borca yönlendirmek, yeni kart borcu doğmasını engelleyen pratik bir dengedir.
İki klasik yaklaşım vardır. Çığ yönteminde tüm borçlara asgari ödeme yapılır, artan para en yüksek faizli borca yığılır. Kartopu yönteminde ise artan para en küçük bakiyeli borca yönlendirilir.
| Kriter | Çığ (yüksek faiz önce) | Kartopu (küçük bakiye önce) |
|---|---|---|
| Yukarıdaki örnekte sıra | Kart A → Kart B → Kredi | Kart B → Kart A → |